NATO'nun Kafkasya-Türkistan stratejisi tartışıldı
ABD'nin Çin Halk Cumhuriyeti ile rekabeti kapsamında NATO'yu yeniden yapılandırma süreci ve Kafkasya-Türkistan hattındaki tarihsel stratejik gelişmeler ele alındı.
![]()
![]()
![]()
Dünyanın en etkili askeri örgütü NATO'nun, ABD liderliğinde Çin Halk Cumhuriyeti'ne karşı yeni bir strateji izlediği ve bu kapsamda Kafkasya-Türkistan coğrafyasında hareketlilik yaşandığı belirtildi. ABD'nin 2018'den itibaren Çin'i yeni rakip olarak tanımlamasıyla birlikte, Bir Kuşak Projesi için kritik öneme sahip bu hatta askeri ve siyasi hazırlıkların hızlandığı ifade ediliyor. Bu süreçte eski küresel sistemin dönüşümü ve bölgedeki tarihsel dengelerin değişimi gündeme geldi.
Indyturk'ta yayınlanan habere göre, Avrupalı güçlerin 1500-2000 yılları arasında kurduğu stratejik yapıların, Çin'in yükselişiyle birlikte işlevini yitirdiği vurgulandı. ABD'nin, Çin'i eski Batı merkezli sistemle kontrol etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle 500 yıllık düzeni sarsmaya başladığı aktarıldı. Haberde, NATO'nun Çin'e karşı karadan kullanabileceği en uygun alanın Kafkasya-Türkistan coğrafyası olduğu ve Washington'un bu bölgedeki nüfuzunu artırma çabası içinde olduğu kaydedildi.
Bölgedeki tarihsel süreçte Rus İmparatorluğu'nun 16. yüzyıldan itibaren Kazan ve Astrahan'ı ele geçirdiği, 1723'te ise Bakü ve Derbend'i işgal ettiği hatırlatıldı. 1813 ve 1828 yıllarındaki anlaşmalarla Rusların Güney Kafkasya ve Güney Azerbaycan'daki hakimiyetini pekiştirdiği, bu sırada İngilizlerin Rusların Basra Körfezi'ne inmesini engellemek için müdahale ettiği belirtildi. Rusların, Anadolu ile Azerbaycan Türkleri arasına beşeri bir duvar örmek amacıyla Ermenileri Revan ve civarına yerleştirdiği öne sürüldü.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyet Rusya'nın Zengezur bölgesini Ermenistan'a bağlayarak Nahçıvan bağlantısını kestiği ve Türkiye ile Azerbaycan arasına Gürcistan-Ermenistan blokunu yerleştirdiği ifade edildi. Ayrıca 1944'te Ahıska Türklerinin sürgüne gönderilerek Kafkasya'nın orta kısmındaki beşeri yapının değiştirildiği, böylece doğu-batı Türkleri arasındaki irtibatın zayıflatıldığı aktarıldı. Haberde, bu tarihsel müdahalelerin günümüzdeki stratejik dengeler üzerindeki etkisine dikkat çekildi.
TürkAta Haber Ajansı