İçeriğe geç
  • Dolar 49,4463
  • Euro 55,6180
  • Sterlin 66,0056
  • Bitcoin 4.083.652 ▲ %0,80

Dünya Savunma

KİK'ten ABD-İran krizi ve Hürmüz için diyalog çağrısı

KİK'ten ABD-İran krizi ve Hürmüz için diyalog çağrısı

Körfez İşbirliği Konseyi dışişleri bakanları, ABD-İran krizinin çözümü için diplomasiye dönüşü, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer özgürlüğünün tesisini ve Körfez ülkelerinin müzakerelere dahil edilmesini talep etti.

Bahreyn'in başkenti Manama'da, Dışişleri Bakanı Abdullatif ez-Zeyyani'nin başkanlığında toplanan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) 168. Bakanlar Kurulu Toplantısı sonucunda, ABD ile İran arasındaki gerginliğin giderilmesi için diplomatik kanalların işletilmesi istendi. KİK Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi ve üye ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleşen zirvede, bölgenin istikrarı ve halkların refahı adına diyalog masasına dönülmesi gerektiği vurgulandı.

Ekonomim'de yayınlanan habere göre, toplantı sonrası yayımlanan sonuç bildirgesinde, İran'ın nükleer programı, füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesi ile Tahran yönetiminin desteklediği gruplara verdiği destek gibi ihtilaflı başlıkların ele alınması gerektiği belirtildi. Bölgesel ve uluslararası arabuluculuk çabalarına destek verilen bildiride, devletlerin egemenliğine saygı gösterilmesi ve iç işlerine müdahale edilmemesi talep edildi. Ayrıca, KİK ülkelerinin güvenlik ve çıkarlarını doğrudan ilgilendiren her türlü müzakere veya düzenlemeye taraf olarak dahil edilmeleri gerektiği ifade edildi. Konu Sabah tarafından da aktarıldı.

Bildiride, küresel ticaret ve enerji tedariki açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği ve özgürlüğünün yeniden sağlanması çağrısı yapıldı. Şartların 28 Şubat 2026 öncesine döndürülmesi istenirken, bu sürecin uluslararası hukuk çerçevesinde ve kıyı devletlerin egemenlik haklarına saygı gösterilerek gerçekleştirilmesi gerektiği kaydedildi. Hürmüz, Babulmendeb boğazları ve Kızıldeniz'deki geçişlerin güvence altına alınmasının önemi vurgulanarak; boğazların kapatılması, ticari gemilerin hedef alınması, mayın döşenmesi veya hukuka aykırı ücret talepleri konusunda uyarıda bulunuldu. Geçiş hakkının izne veya dayatılan güzergahlara bağlanmasına karşı çıkıldı; bu tür uygulamaların 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi ve uluslararası teamül hukukuna aykırı olduğu belirtildi.

Sonuç bildirgesinde, KİK üyesi ülkeler ve Ürdün'e yönelik füze ve İHA saldırıları kınandı. Saldırıların sivil tesisler, kamu hizmeti binaları, yerleşim alanları ve diplomatik misyonları hedef aldığı, büyük çapta maddi hasara yol açtığı ifade edildi. Bu saldırılardan ve sonuçlarından "tamamen İran'ın sorumlu tutulduğu" bildirilirken, saldırıların derhal ve koşulsuz durdurulması ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 2026 tarihli 2817 sayılı kararına uyulması istendi. BMGK'ye, kararın uygulanmasını güvence altına alma, sorumluları hesap vermeye zorlama ve İran'ın zararları tazmin etmesini sağlama çağrısı yapıldı.

Bildiride ayrıca, Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kapsamında Haremeyn (Kabe ve Mescid-i Nebevi) çevresi, sivil havalimanları ve hayati tesislerin hedef alınması kınandı. KİK ülkelerinin Riyad yönetimiyle tam dayanışma içinde olduğu ve Suudi Arabistan'ın güvenliğini korumak amacıyla aldığı tedbirleri desteklediği açıklandı. Ortak Savunma Anlaşması uyarınca "herhangi bir üye ülkeye yönelik saldırının tüm KİK ülkelerine doğrudan saldırı sayılacağı" vurgulanırken, üye ülkelerin Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca bireysel ve kolektif meşru müdafaa haklarını saklı tuttuğu belirtildi. Husilerin "terör örgütü" olarak sınıflandırılması, füze ve İHA edinme imkanı veren desteğin kesilmesi ve BMGK kararlarındaki silah ambargosunun uygulanması çağrısında bulunuldu. BMGK'nin 15 Ekim'de yayımladığı ve Saudi Aramco tesislerinin hedef alınması dahil Husilerin saldırılarını kınayan başkanlık açıklamasının memnuniyetle karşılandığı aktarıldı. Yemen konusunda Suudi Arabistan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne verilen destek yinelenirken, Körfez girişimi, Kapsamlı Ulusal Diyalog sonuçları ve ilgili BMGK kararları doğrultusunda siyasi çözüme ulaşılması talep edildi.

TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…